top of page

Toplumsal Tabakalaşma ve Mesleki Hiyerarşi


ree

Modern dönemde birey açısından önem taşıyan meslekler toplum açısından da aynı önemi taşır. Çünkü meslekler bireyin sınıflar içindeki statüsünü belirleyen bir etkiye sahip olmuştur. Bireyin mesleği onun ve ailesinin sosyal konumu ile gelir düzeyi üzerinde etkilidir. Bu etki yaşadığı yer, arkadaş çevresi, eğitim aldığı okul, sağlık imkanları, yaşam tarzı gibi konularda varlığını gösterir. Böylece kişinin toplumsal sınıf içindeki statüsü de mesleği ile belirlenmiş olur.

Mesleklerin toplumsal statüyü belirlemedeki etkisi sanayi sonrası toplumlarda varlığını sağlamlaştırmış ve farklı tartışmalara yol açmıştır. Kişinin mesleğinin sosyal saygınlıkla ilişkisi günümüz toplumlarında kabullenilmiş bir durum olmasının yanında tartışmaya çok müsait bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir.


C. Wright Mills gelir kaynağının mesleklerin sınıf durumuyla ilgili olduğunu söyler (1964, s.127). Mills’in de dediği gibi kişinin mesleğinin getirdiği kazanç, toplumda onun statüsünü belirler konumdadır. Bu durumda en çok kazanan kişi toplumsal tabakalaşma içerisinde en yüksek konuma, saygınlığa doğal olarak tabi olur. Bununla beraber mesleki faaliyetlerin satışa sunulan hüner tipleri olduğunu söyleyen Mills, günde bin dolara matematik sembolleri düzenlemekten yılda bin dolara çöpçülük yapmaya kadar değişen türlü mesleki faaliyet hünerlerine değinir (1964, s.126). Bu da konuyla ilgili ayrı bir sorun alanı teşkil etmektedir. Çöpçünün yaptığı işin toplum nezdinde saygınlığı nedir?


Başka bir çalışmada Aydın (Davis ve Moore s.243-244’ten akt. Aydın, 2014) şu şekilde belirtmiştir: “Bir toplumdaki ödüller ve teşviklerin farklı şekillerde dağılması kaçınılmaz bir zorunluluktur ve sosyal düzenin ayrılmaz bir parçasıdır, bu da neticede toplumsal tabakalaşmaya yol açmaktadır. […] Toplumlar bilinçli bir şekilde en önemli mevkilere en yetenekli kişileri yerleştirir. Ne kadar basit veya karmaşık olursa olsun toplumlar kişileri saygınlık ve itibar bakımından ayrıma tabi tutar ve böylece bir şekilde eşitsizlik kurumsallaşmaya başlar.”

Bu görüş işlevsel bakış açısından farklı bir noktaya değinse de eleştirilere çok açıktır. Bu görüşe göre toplum içerisinde yetenekli kişilerin en iyi ücretlere ve yüksek statüye sahip olması söz konusudur. Bu durumda da toplumsal konum olarak altta kalan kişiler daha az ücrete tabi olacaklardır. Mills’in çöpçü örneği üzerinden gidersek, bir çöpçünün çalışma şartları bir matematik öğretmenine göre daha zor ve aldığı ücret öğretmenin aldığı ücrete göre daha azdır.


Ancak toplumsal tabakalaşma içerisinde öğretmen aldığı eğitim ve yetenekleri sayesinde daha üst bir konuma sahiptir. Öğretmen her ne kadar toplum içerisinde sahip olduğu özellikler nedeniyle saygınlık kazanıp itibar görse de çöpçünün yaptığı işin de zor şartları, yaşanılan toplum içerisindeki mesleki önemi göz ardı edilmemelidir. Çöpçülerin bu işi bıraktığını ve onlardan boşta kalan bu işi yapacak kimselerin olmadığını düşünürsek aslında toplum içerisinde çok da önemli bir işe sahip olduklarını anlayabiliriz.

Durkheim Toplumsal İşbölümü adlı eserinde sanayi sonrası toplumlardaki işbölümü ve eşitsizlikler üzerine yazar. Durkheim, modern toplumlardaki organik dayanışmanın bir uzantısı olan iş bölümünü kaçınılmaz olarak görür. İş bölümündeki uzmanlaşma sanayi toplumlarının karakteristik özelliğinin bir uzantısıdır. Bu uzmanlaşma beraberinde mesleki hiyerarşiyi getirmektedir. Bu mesleki hiyerarşi toplum içerisinde olduğu gibi mesleki yapı içerisinde de bir tabakalaşma oluşturmaktadır.


Sorokin’e göre toplum, çeşitli mesleki gruplara ayrışırken bu meslek gruplarının kendi içinde ve gerekse meslek grupları arasında bir alt-üst ilişkisi mevcutsa o toplum ‘mesleki bakımdan tabakalaşmış toplum’dur. (Karakaya, 2016, s.213). Mesleki yapılar arasındaki alt-üst ilişkisi gösteriyor ki uzmanlaşmadan kaynaklanan bir hiyerarşi söz konusudur. Bu tarz bir hiyerarşiyi hem meslek grupları arasında (mavi yaka – beyaz yaka) hem de meslek gruplarının kendi içerisinde (patron – şef – işçi) görmemiz mümkündür.

Tüm bu çalışmalarda mesleki hiyerarşi ve beraberinde getirdiği statünün var olduğu tartışmasız bir gerçektir. Ancak bu çalışmalar Durkheim haricinde (toplumsal işbölümü gereği hiyerarşinin kaçınılmaz olduğunu ve bunun toplumsal dayanışma için gerekli olduğunu söyler) meslek grupları arasında ve meslek gruplarının kendi içerisinde var olan tabakalaşmaların gerekli olup olmadığı konusunda tatmin edici cevaplar vermemektedirler. Davis ve Moore ise yaptıkları çalışmalarda ortaya koydukları görüşleriyle birçok eleştiriye maruz kalmışlardır. Onlar mesleklerdeki hiyerarşiye toplumsal işlevselci bir anlam yüklemişler ve bunun toplum için faydalı olacağını savunurken kuşkusuz bu görüşlerini subjektif bir perspektif temelinde geliştirmişlerdir.


Tüm bu etkenler değerlendirildiğinde mesleğin toplumsal statü kazanımında önemli bir role sahip olduğunu görüyoruz. Toplum içerisinde kimi meslekler itibar görüp bu mesleği icra eden kişi toplum nezdinde daha yüksek statüye yerleştirilirken, kimi meslekler daha az itibar görüp daha az saygınlığa tabi olmaktadırlar. Bu ayrım yapılırken mesleğin getirdiği maddi kazancın ön planda tutulması üzerinde yüksek bir görüş birliği söz konusudur. Ancak bu görüşün ne denli doğru olduğu günümüzde hala tartışmaya açıktır. Unutulmamalıdır ki meslekler toplumun devamı ve dayanışması için gereklidir. Bu nedenle kişilerin statüsünün belirlenmesinde mesleğinden dolayı kazandığı maddi gelir, meslek içi hiyerarşi gibi etkenler bir kenara bırakılmalıdır.




Kaynakça

Aydın, K. (2014). “Yapısal İşlevselci Teori ve Toplumsal Tabakalaşma”. Yalova Sosyal Bilimler Dergisi, (4): 229-230.

Karakaya, M.F. (2016). “Son Klasik, İlk Modern, Pitirim Aleksandroviç Sorokin ve Toplumsal Hareketlilik”. Sosyoloji Dergisi, (36): 213.

Mills, C.W. (1964). “Toplumsal Tabakalaşma Sosyolojisi” (Çev. Özer Ozankaya). Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, (19): 126-127.


Yorumlar


bottom of page