KERİMOĞLU’NA AHUZAR
- Oğuzhan Akcı
- 26 Ağu
- 1 dakikada okunur
"Ey kor ateşler ortasında kavrulan harlı yağız
Zemheri vakti kızgın alevlere atılmışım divaneyim
Ey kaldırımlara annelik yapan nazlı dilber
Ölüm kadar tatlı bir uykuya kavuşmuşum araftayım”

Kederli yürekler taşırım omuzlarımda
Bir şehrin üzerine sinmiş hasret kokusunda
Tütünü eriten bir türkünün sonunda
Adıma hazırlanmış zehri bir yudumda yutarım
Omuz omuza yürünen bir kavganın ortasında
Günahın kırmaya gayret ettiği omurgamda
Benim bakışlarımdır o laftan anlamaz meftun
Meftun ki anlamaz laftan onun bakışları karşısında
Kederli yürekler taşırım göz kapaklarımda
Her sabah kinayeli bir gülümseyiş
Her akşam göz pınarlarımı kurutan yakarış
Ömrümün ezgili ayazında kestiğim bileklerimi
Kaç sabah geçse onarır dokunuşların
Diz çöktüğüm sofralarda serzenen yine benim
Umrumda değildir bir serçenin göz yaşları
Her sabah tabutunu yontan yine benim
Dağlarda sürerim yalnız eskittiğim ömrümü
Gövdemi hırpalar kuş sesleri ve toprak
Gövdemi saracak ağaç kavuğu nerededir?
Yazgımın tayin ettiği diyarlarda ararım
Gövdemi hırpalar saçlarının büklümü
Bedenimi saracak toprak bilmem nerededir?
Şimdi baharıdır ömrümün bu sessiz yitirişler
Ömrümün baharıdır geceyi bölen bu gidişler
Yumrukların göğü örselediği vazgeçişler
Küfeme sedasız bıraktığı bergüzarıdır
Beldesine koşarak gittiğim yardan hatıradır
Şeb-i yeldada sönen mumlardan biriyim
Benim adımdır iklimi sertleşen bu ketum topraklar
Cihanın bağzarını saran zehirli sarmaşıklar
Bir lahzada bir ömür geçiren tanışıklar
Yüreğimde kırk mum yanar Kerimoğlu
Ölümün eskitemeyeceği sır benim adımdır
"şiirin devamı İhtilâl'de..."









Bir de sesinden dinleyin bakın neler oluyor.