top of page

karakızıl, âhu gökmavi

ree

 eskileri -sen bilmezdin- ney üflerdim

medrese kapılarını

duvar gibi aşınıp inildetirken

içimden bir ses sanki diyordu

ruhum kadem kadem hissediyordu



ilk göğe bakışım

çok kez toprağa bakışım kadar gürültülüydü

anımsıyorum, kasnakta çift vavdı nakışım

kadınların kadın olduğu zamanlar kadar süslüydü

gündüzler bulanırken mor perdesine zamanın

artık saatleri ayırt edemiyordum

bir eksikle göz göze geleceğim diye

tanrıyı tarardı gözüm

durmaksızın boşluklar arardı

anlamazdın ama bakardın işte

anımsıyor gibi bakardın

bu da bakışını açıklıyordu

tanrının bizi iki kez yaratışı

bizim iki kez tanışmamızın uçsuzluğu

korkunç ama hasretlik bir öykü gibi

her aşkla biz sanki

yeniden yaratılıyorduk

sonra sanki diyordu içimden bir ses

sanki ruhum...

ruhum seni kadem kadem tanıyordu.


kayıtsız kara otların bağrında

çıban gibi yazılı adım

seni gün doğarken yedi kez andım

onikilerinde serpilen ayçiçekleri gibi

eteğinle toprağa tohum ekeliyordun

güller yeşeriyordu çehrenin kırklarında



devamı İhtilâl'de...

1 Yorum


Yasir Tiryaki
Yasir Tiryaki
05 Eyl

"sonra sanki diyordu içimden bir ses

sanki ruhum...

ruhum seni kadem kadem tanıyordu."


başka bir anlatım var burada, iyi gelen...

Beğen
bottom of page