karakızıl, âhu gökmavi
- Kevser Firdevs

- 5 Eyl
- 1 dakikada okunur

eskileri -sen bilmezdin- ney üflerdim
medrese kapılarını
duvar gibi aşınıp inildetirken
içimden bir ses sanki diyordu
ruhum kadem kadem hissediyordu
ilk göğe bakışım
çok kez toprağa bakışım kadar gürültülüydü
anımsıyorum, kasnakta çift vavdı nakışım
kadınların kadın olduğu zamanlar kadar süslüydü
gündüzler bulanırken mor perdesine zamanın
artık saatleri ayırt edemiyordum
bir eksikle göz göze geleceğim diye
tanrıyı tarardı gözüm
durmaksızın boşluklar arardı
anlamazdın ama bakardın işte
anımsıyor gibi bakardın
bu da bakışını açıklıyordu
tanrının bizi iki kez yaratışı
bizim iki kez tanışmamızın uçsuzluğu
korkunç ama hasretlik bir öykü gibi
her aşkla biz sanki
yeniden yaratılıyorduk
sonra sanki diyordu içimden bir ses
sanki ruhum...
ruhum seni kadem kadem tanıyordu.
kayıtsız kara otların bağrında
çıban gibi yazılı adım
seni gün doğarken yedi kez andım
onikilerinde serpilen ayçiçekleri gibi
eteğinle toprağa tohum ekeliyordun
güller yeşeriyordu çehrenin kırklarında
devamı İhtilâl'de...









"sonra sanki diyordu içimden bir ses
sanki ruhum...
ruhum seni kadem kadem tanıyordu."
başka bir anlatım var burada, iyi gelen...