top of page

Ömür Gürgen İle Röportaj


ree
Röportör: Merhaba, hoş geldiniz, bizimle röportaj yapmayı kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Öncelikle sizi tanıyalım. Bize kendinizden bahseder misiniz, Ömür Gürgen kimdir?

Ömür Gürgen: Merhaba öncelikle hoş bulduk. Sizinle tanışmak hoş sohbet güzel olsun. Ben Ömür Gürgen 1993 yılında Tokat’ın Erbaa ilçesinde Alacabal köyünde doğdum. İlkokul ortaokul alacabalda liseyi de 75 .Yıl Erbaa lisesi okudum. Ardından Ege Üniversitesi sinema yönetmenlik bölümü kazandım 2013 yılında. Ardından sektöre medcezir dizisi ile başladım ve bir çok dizi sinemada yönetmen asistanlığı yaptım. Bunlardan iz kalanlarda Ramo sıcak kafa yalnız kurt kuruluş Osman ve Kudüs Selahattin Eyyübi dizileri. Hala yardımcı yönetmen olarak çalışıyorum ve kendi bağımsız işlerimi yapmaya çalışıyorum devam ediyorum aynı zamanda koşturmaya..

Röportör: Sinemayla olan hikayeniz nasıl başladı?
Ömür Gürgen: Sinemayı çocukken aklıma koymuştum ve genelde Kemal Sunal filmleri izlerdim. Aynı zamanda çocukluğumuz anadolu da tarla da bağ da ve inek güderek geçtiği için zor koşullarda yaşayan insanlar her zaman bir derdi olur ve derdi olmayan sinemacı olmaz denir. Ben çocukken yaz aylarında çay ocağında çalışıyordum ve fotoğrafçı rahmetli Hüseyin abi eski TRT çalışanı ve ben 9 - 10 yaşlarında karar verdim ve günlük yazmaya başlamıştım ama çocukken ben çok sessiz idim içime atardım kendimi. Kısacası zorlukları görünce insan hayal dünyası daha geniş kapsamlı bakma imkanın daha çok oluyor 😊

Röportör: Yapmış olduğunuz film, dizi ve belgesellerde temel konumuzun Anadolu ve Anadolu insanı olduğunu gördük. Bu konuyu ele almanızın nedeni nedir?

Ömür Gürgen: Anadolu ne demek? Emeğin sıcaklığın doğduğu yer değil mi? Anadolu denen şey gerçekliğin ta kendisi yani realist olmak. Belgesel sinema toplumsal yapının içinde toplumsal sorunları, olayları ve olguları kaydedip araştıran, çözümleyen yorumlayan sanat dalıdır. Bu yüzden çıkış noktası çocukluğum ve zorluklar o giyilen kara lastik ayakkabı da. Sanat yaşamın her alanında var ve konusunu mutlaka yaşanmış tecrübelerden alır. Dolayısıyla taşra hikayeleri cazibe gelmiştir. İşledigim her iş her konu insana odaklanır.

Röportör: İncelediğimiz kadarıyla sizin için oyuncu seçimi ünlü oyunculardan ziyade daha özele, hayata indirgenmiş durumda. Sinemanızdaki karakterleri nereden ve nasıl seçiyorsunuz? Oyuncularla kurduğunuz bağdan bahseder misiniz?

Ömür Gürgen: sinema sanatı çok derin ve uzun bir yol. Her alana dikkat etmek gerekir. Bir projenin ayağı senaryo ise onun üzerine matematiği iyi kurmamız, sistemli çalışmamız lazım. Kostüm sanatı ışığı ve çekim planına kadar her şeyi sete çıkılmadan planlı hale getirmemiz gerekir. Ben oyuncu seçerken iyi bir oyuncunun olmasına dikkat ederim. Oyuncunun karaktere yakınlığı, sesi tonu dış yönü olursa evet bununla çalışabiliriz deriz. Hepsi kompozisyon demek değildir midir. Her alanı akışı kurmak bütünsellik içinde oluşturmak dünya kurmak diye düşünüyorum. Projeye bir imaj oluşturmak istiyorsak kurgudan geçişlere kadar iyi bir sistem kurmamız lazım yoksa iyi senaryomuz hem çöpe gider hem de emeklere yazık olur.

Röportör: Anadolu insanıyla birlikte çekim yaparken yaşadığınız zorluklar veya kolaylıklar nelerdi? Örneğin senaryo devamlılığını nasıl sağladınız?

Ömür Gürgen: Çok kolay. Hepsi doğal ve açık net. Keşik belgeselinde necibe anneye biz Camera burda sen anlat dedik ama bir ömür Cengo belgeselinde dayımda zorlandık neden aşina değiller. Sen karakteri iyi anlatırsan sahneyi çözümlersen iyi de iletişim kurarsan her şey olur. Ama genelde köyde herkes beni tanıdığı için çok zorlanmadığımı söyleyebilirim.


devamı İhtilâl'de...

Yorumlar


bottom of page